DUVARLARIM

9/5/2008 ·

Yaşamın dört duvardan ibaret olduğu günler yaşadım bir hayli
Kuşkusuz duygular vardı bu dört duvarı koskoca dünya kılan
Narin zarif her an avcundan uçaçak sandığım
Cennet bahceleri gibi sarı mor laleli dört duvarım
Taki dört duvarın dışında ezilene kadar

Yorum (2) Yorum yaz!

DOSTLARIM ŞİFRELİ AKRABALAR NOKSAN

8/4/2008 ·

bulutlu günlerde sıkıntılı seyrek damlalar var alnıma vuran
dostların şifreli, akrabaların noksan.
yardımlaşma ölmüş ahmak ahmak aileleri dahada çekirdek etmişler
kardeşlik yerine sadece evlatlar sunulmuş eylemlere
eylemler eylenmişler yeteri kadar bizimle
bu yüzden tadımız ekşi
belkide eylemler çalmış eğlencemizi neşemizi
itirazım var insan oğluna kendimizi anlamış ahmaklarız çoğumuz
mülkün şehvetine saplanmışız
hak'ka yakın gibiyiz hepimiz
farkında değiliz haksızlıktan yana sözlerimiz...


Yorum (1) Yorum yaz!

ZARARI KEYFİNDE SAKLI HAYALAR

9/3/2008 ·


sana ait olanlarla yaşıyorum zifir biraz daha zifir sanki

geceler biraz daha tuhaf

bu geceler yalnızken güçlü

satırlarsa içinde sen olduğunda

 

ne zaman onsuz kalsam ne zaman kendi zihhnimde sanık olsam

hükmü yitirmiş an'lar  hükmü yitirmiş anılara mahkum

 

köşedeyim anasına küsen çocuk gibi başım eğik dönüpte bakan yok duyguları sömürsekte nafile.

 

 

yıldızlara sarılmak istiyorum aslında sabah hiç olmasın

hep ama hep gece kalsın zaman

sabaha karşılarım gün ağrıları

orta direk her ailede günübirlik deniz sevincini tadan bir çocuğun yürek ağrıları

işte bu gün üzüntülerimin ardına saklanan buna benzer bir ağrı...

yıldızları tutamam hep gökyüzünde ama kabullenirim sabahı

 

 

sarma sigaralara tütün sarmak gibidir, sarılmak gibidir hayat

sabahın karşısında duran gece ateşini alınca güneşiyle sigara gibi tüttürmelisin  hayatı

zararı keyfinde saklı olan

Yorum (1) Yorum yaz!

YAPAY YILDIZ

17/2/2008 ·

ufalanmış tahıllar gibiyiz
ekmek olmayı yem olmayı bekleyen
ufalanmış toz olmuşuz
rüzgarda savrulmuşuz yok olmuşuz
dağların etteklerinde evlerin lambaları yer yüzünün yıldızları
yapay yıldızlarımıza o kadar aldanmışızki gök yüzüne bakmayan olmuşuz

Yorum (yok) Yorum yaz!

ILIK TELEFON SESLERİ

12/3/2007 ·


.....
Sen derken yürek titremeli sevmek o zaman sevmek.
sevmek göğüs kafesimle uyuyan baş
peki ya sevda?
oda hasretin mecazlaşıp somut bir tasaya dönüşümü

her bitiş yeni bir başlangıç tezi doğruysa
benim bitişimde sen başlangıcımda

yeni ayrılıklar senlikler sensizlikler
rengimiz hep aynı ılık bir telefon sesi kadar mavi
fazla söze luzüm yok
gözlerinin karasında saklı soyutlukların gölgesidir yüzümüzdeki gülümseyiş
gerisi hikaye

Yorum (3) Yorum yaz!

BİLMİYOR GECELER

19/2/2007 ·

bilmiyor geceler nasıl keyfi kacar insanın
bu yüzden usülsüz gelir gecersin bir istanbul poyrazı gibi
asıl üşüten poyraz değilde izmirde sensiz esen imbat
gurbeti tadan her insan anlar sevdanın nasıl estiğini
üşüten değil istenilen aslında
bahardan kalma sıcacık meltem

ben bir mechul yine gururunda kaybolan
her ne kadar hiçe saysakta kimi zaman gelip vurmaları yokmu insanı
vurulamalar vurgun yemeler
yok yok ...
bilmiyor şu geceler nasıl keyfi kacar insanın

ben baharda bekleyeceğim meltem rüzgarı içine karışarak
belki saçlarına değebilirim o zaman

Yorum (3) Yorum yaz!

SEVDA VERGİSİ

10/2/2007 ·

kaç kere devirdik sözleri yılların devrikliğinde
anlaşılmazdı çoğu zaman kadın
sacmalık sebepler kuşatırdı dört yanı
erkek aldatır aldanır
aldatmadan alacaklı olur
pişmandır
ağır vergiye tabidir bu durum
mühebbettir çoğu zaman bazen af çıkar, çıkarda sabıkasıda yanındadır
işsiz kalmıştır artık sevda sokağında elinde sabıkasıyla
duygusaldı kadın
fakat erkek kıyamazken zalimce cezaları veren yine kadın
eh ne diyelim sevdanı vergisi ağır
mutluluk ararken düşülen gaflet
mutluluğu sakınanın değil arayanın suçu


Yorum (yok) Yorum yaz!

TÜKENTEN

27/1/2007 ·

susamış topraklar şafakları öper ufukta
sesiz sedaasız karanlık çöker akşamüstleri
yalnız yanlı küsmeler üzmeler
hüzünlü gülümsemeler dolar ruhuma
eski dede evinde bayramlaşma sevinci tadında...
azad edilmeyi bekleyen sıcakcık sevincler yaşardık biz eskiden

çoğu zaman tükenmez kalemi tüketen anılar yazarken,
demli bir çay kokusu kış ve yağmur sarmıştır yanlızlığı,
yada kömür sobasından yayılan mandalina kokusu
ne zaman o kokuyu duysam
tükenmez kalemi tüketen tüketen kelimeler düğümlerim satırlara

Yorum (5) Yorum yaz!

güne- bakan

20/1/2007 ·

pencere ardından kış ayazına bakmak kuşları izlemek ne güzel

güneşi kovalamak günebakan olmak ne güzel

günebakanın boynu bükük gecelerde

ne geceden memlun nede günebakansızlıktan insan

güne ne kadar bakabildiğimiz bilinmez fakat

aydınlığın  ardından dağlara bulanan güneşe iki çift veda sözü olmalı eksilen ömüre sitem nidasında


Yorum (yok) Yorum yaz!

GÖZLERİ KARA SÜRME

5/1/2007 ·

Titrekrek bir soluk çıkar sabaha karşı nihavent heyecanlarımdan
sana sahiplediğim sen diye sebeplediğim

çok oyuncak kıran çocuk olmadım hiç
kırsamda sağlam saydığım
oysa büyüdüklerinde çokta kalp kırarlar onlar
çünkü alışmıştırlar bir yenisine
bana kırıklarla yaşamak o zamanlardan kalma
şimdi soracak olursan şikayetim yok'ki benim
oyunlarım artık gönül üzerine
masmavi deniz kıyısında
gözleri kara sürme,
kara kaş,
örgülü kara saç,
rüzgara rüzgar saçan koyu rimelli kara kirpikler,
yüreğime heyecan  savuran
soluğumu titrek eden
boydan çiçek elbiseli, çiçek kokan
elbisesi yüzünden ayrık olmayan kara çiçeğim...

çocuk yüreğime karşılık çocuk yüreğin,
aynanın arkasına sır derler; gözlerimde kaybolunca sen,
aynalar haklıymış meğer
gördüğüm siluet ne kadar ben olsamda sendin yansıyan

Yorum (6) Yorum yaz!

« Önceki ::